Bize Ulaşın: 0 258 211 82 83
EKONOMİK BÜYÜME İLE EKONOMİK VE SOSYAL SORUNLARI DAHA DA BÜYÜYEN BİR ÜLKE HALİNE GELDİK. Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK), verilerine göre Türkiye ekonomisi için 2017 yılı büyüme verisini açıkladı. Buna göre, 2015’de Yüzde 6,1, 2016’da hain darbe girişiminin olumsuz etkileri ile yüzde 3,2 büyüyen Türkiye ekonomisi 2017 yılında yüzde 7,4'lük büyüme kaydetti. G-20 ülkeleri arasında 2017'de en yüksek büyüme oranı başarısıyla, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi 35 ülke arasında ise, İrlanda'dan sonra 2. sırada yer aldık.

Peki, son derece olumlu olan bu büyüme rakamının, reel sektörde ve ticari hayatta olumlu yansımalarını neden göremiyoruz? Rekor “büyümeyi”neden hissedemiyoruz? • Büyüme, refah artışını sağlayamamış görünüyor. • 2013 yılı GSYH Kişi Başı Gelir 12.480 USD iken 2017 YILI GSYH Kişi Başı Gelir 10.597 USD ‘ye gerilemiş. • Enflasyon oranı % 11,92 tekrar çift haneli rakamlarda. Yüksek enflasyonun gelir dağılımında eşitsizliği ve sosyal nitelikli sorunları artıracağı unutulmamalıdır. • İşsizlik oranı 0,8 artarak %10,2 seviyesinde gerçekleşti. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 2,4 puanlık artış ile %19,8 seviyesinde. • Cari açık geçen yıla oranla % 44 artış ile GSYH oranı % 5,5 oranına rekor seviyeye ulaşmıştır. • İhracat bir önceki yıla göre % 10,1 oranında artış ile 160 milyar 416 milyon dolar, ithalat ise % 21,3 oranındaki artış ile 245 milyar 244 milyon dolar olmuştur. • Dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre % 16,6 oranında artarak 405 milyar 660 milyon dolar, dış ticaret açığı % 49,9 oranında artarak 84 milyar 827 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise %65,4 olmuştur • TL değer kaybı devam ediyor. Bağımlı olduğumuz ara mal ithalatı nedeni ile maliyetleri de artırmaktadır. • Yükselen Dış borç stoku ve sürdürülebilir finansman ihtiyacı küresel faiz artışları ile risk yaratmaya devam ediyor. • Bireysel ve Ticari Kredi Kullanımı KGF desteği ile beraber rekor kırıyor. • Kredi Faiz oranları risk pirimi nedeni ile %20 bandına ulaşmış durumda. • Bütçe açığı artıyor. • Kredilendirme Kuruluşları notumuz, siyasal ve jeopolitik risk algısı ile halen yatırım yapılabilir ülke seviyesinin çok altında. Hiç hız kesmeden sürdürülebilir yüksek büyüme sağlanmalı, reel sektörün maliyetlerini azaltacak, ekonomik yapısal reformları gerçekleştirmeliyiz. Ekonomik sorunlar toplumsal yaralara da neden oluyor. Örneğin kutsal aile kurumunun birliğini giderek daha zor koruyoruz. Boşanmaların direkt ve endirekt sebebi ekonomik güçsüzlük ve/veya tüketime yönlendirilen gençlerin karşılanamayan yüksek standart beklentileri. Artık "az olsun aşım" devirleri geride kaldı. Bir yandan kadın nüfustaki eğitim ve beraberinde özgüven eksikliği giderilemezken diğer yandan muhafazakar ve din motifli mahalle baskısı kadının özgürleşmesinin önünde engel. Tahsili yetersiz, harçlığa muhtaç kadın mutsuz ve umutsuz. Görece daha z kadın elbette yüksek mevkiilere doğru tırmanıyor fakat bu durum genel tabloyu pembeye boyamaktan çok uzak ne yazık ki. Tüik, 25 ve üzeri yaştaki kadınların % 8.5 inin, erkeklerin ise %1.6 sının okur yazar olmadığını gösteriyor. Aynı kurum, 2016 yılında, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı %46,3 olup bu oranın erkeklerde %65,1, kadınlarda ise %28 olduğunu açıkladı. Böyle olunca memleket aksak yürüyor, zira ülke nüfusunun (2017 Tüik verilerine göre) % 49,8 i kadın. Her şeye rağmen zirveye ulaşabilmiş kadınların, aslında birer mucize olduğunu kabul etmek gerek. Üstelik eksiğini, kusurunu, hayata bakışını kısaca kendisini güç kullanımıyla ifade eden erkek sayısı da azalmıyor. Kadına karşı şiddette veriler yüz güldürücü değil. Çocuk tacizlerini ise, değil yazmak, anımsamak bile istemiyoruz. Eğitim sisteminde süregelen ve bir türlü durulmayan dalgalanmaların ivedilikle "milli ve istikrarlı" bir modele oturtulmalıdır. Son PISA sınavının sonuçlarına göre, Türkiye 72 ülke arasında 50’nci sıradadır. Bu durumda eğitim performansını derhal artırmalıyız. Heba edilecek tek bir çocuğumuz yoktur. Akıl-bilim-teknoloji odaklı eğitim sistemi benimsenmeli. Çocuklarımızı yormadan, testlerle boğmadan, sınav kaygısıyla ruhunu örselemeden, yaratıcı eğitime tabi tutmalıyız. Mutlu, araştıran, düşünen, sorgulayan kuşaklar yetiştirmeliyiz. Ve de ahlaklı elbette. Aksi halde kuşaklar boyu bedel ödememiz kaçınılmaz. Son günlerin gündemdeki sözü ile biz de sözümüzü tamamlayalım; 'Çatıyı hava güneşli iken tamir etmek lazım.' Melek SÖZKESEN. Yön.Krl.Bşk.

Aramıza Katılmak İster Misiniz?   Üye Olun.


DEGİAD’IN VİZYONU;

Serbest piyasa ekonomisi, küçülmüş devlet yapısı, pazarlarda güçlü, teknoloji satan Türkiye, hoşgörü ve toplumsal uzlaşıda, adalet, sosyal güvenlik ve sağlıkta reformlar yapmış bir ülke, gençliğin yönetimde söz hakkını elde edebildiği, şeffaf, akılcı yönetilen, dış politikası güçlü bir Avrupa ülkesi, yerel sorunlarını çözmüş büyük şehir DENİZLİ ve bu ülkeye, bu şehre yaraşır genç işadamları….
İLETİŞİM
Çamlaraltı Mahallesi 6021 Sokak No:61/1 Pamukkale / Denizli

Tel: (258) 211 82 83
Faks: (258) 211 92 82
E-posta : degiad@degiad.org.tr





© 2018 Degiad Tüm Hakları Saklıdır.